Oyun Esnasında Zihnimdeki Melodiden Kurtulamıyorum

Efendim, ben de sık müzik dinleyen, geniş bir müzikal yelpazede dolaşan, hatta yarı-amatör olarak müzikle ilgilenen bir satranç sporcusuyum. Eksiksiz her partimde kafamda bir melodi, bir armoni dolanır durur. İşin ilginç yanı, bunlar bazen daha önceden duyduğum besteler, bazen de kendimin dahi ilk defa duyduğu düzenlemeler, kompozisyonlar oluyor. Bu yüzden maç biter bitmez enstrümanıma koştuğum çok olmuştur. Gülümseme Yani bu durum benim için bir sorundan çok, iki taraflı bir avantaj. Yani avantaj sadece parti esnasında duyduğum melodilerin müzik hayatıma etkisi değil, işin diğer yanı da mevcut, parti esnasında duyduğum müzik, satranç oynamama engel olmak bir yana duysun, beni bir hayli havaya sokuyor Gülümseme

Açıkçası, bir gün bu durumdan bahsedeceğim hiç aklıma gelmezdi, zira bunu bir yandan komik buluyorum, bir yandan da akli sağlığımı tartışmaya açıyormuş gibi hissediyorum ama, birkaç "sırrımdan" bahsetmek isterim. İlk önce, benim en büyük sorunum, partiden önce, turnuva salonuna giderken, dışarıda "maruz kaldığım" şarkılar. Hepimize olur ya, kötü bir şarkı beynimize kazınır, döner durur. İşte bu bitmek bilmeyen şarkı bünyemde gerginlik yaratıyor. Özellikle bu halde kötü konumları savunmam mümkün olmuyor. Ben buna engel olmak adına kendimi zaman zaman "zorluyorum". Bu durumlarda tavsiyem, maruz kaldığınız şarkıdan kat kat daha nitelikli bir eseri anımsamanız. Benim bu tarz durumlar için zihinden kulağa repertuarımda her zaman Ravel'in Bolero'su ilk sıradadır. Gülümseme Özellikle kötü konumları savunmaya çabalarken Bolero'nun yardımıma koşmuşluğu çoktur. Gülümseme

Ayrıca, bir an önce birşeyler yapmak gereken, girişimi elde tutmak gereken taktik içerikli konumlarda ise kişisel tercihim klasik müzikten yana değil. Elbette bu tarz konumlarda da telaşa kapılmak hatadır, fakat belli bir enerjiyle oynamanın da fayda getireceği tartışılmaz. İşte bu durumlarda enerjiyi her zaman bir gofret ve çoğu zaman Rage Against The Machine'den alıyorum. "Know your enemy", ya da "Killing in the Name" kişisel tercihlerim...

Uzun lafın kısası, 4-5 parçalık bir zihinden kulağa repertuarım var. Kesinlikle tavsiye ederim. Duyduklarınız zihninizi ele geçirmesin, siz neye ihtiyacınız varsa onu işitin! Gülümseme

Bir sorun da zaman zaman turnuva salonundaki sesler oluyor tabi ki. Bu sesler beni sanırım çoğu kişiden daha fazla rahatsız ediyor. Hayır, ritmi bozmasa sorun değil ama, ritm kaçıran adımlar mı dersiniz, akordu bozuk öksürükler mi, hepsi doluşuyor bazen içeri. Bence hakemler bu konuda çok çok özenli olmalı.

Ayrıca satranç çalışırken, antrenman yaparken, özellikle kombinezon çözerken, ya da internet üzerinden satranç oynarken müzik dinlemeniz de, maçta zihninizden duyduğunuz müziğin satranç oynamanıza engel olması hususunda yardımcı olacaktır. Büyük Botvinnik'in sigara dumanlı antrenman odasını duymuşsunuzdur. Gülümseme

Jennifer Shadade'nin yazdığı "Chess Bitch" adlı bir kitap vardı. Kitabı görme fırsatım olmadı ama, internetten hakkında birkaç yazı okumuştum. Kitaptan bir alıntı, yazarın erkek GMlerle yaptığı ilginç bir röportajı aktarıyordu. Dünyaca ünlü GMlerin neredeyse hepsi, "Parti esnasında sık sık kadınları düşünüyorum" beyanatında bulunmuş! Bir de utanmadan bu durumun oyun kuvvetlerini de düşürdüklerinden yakınmışlar!! Bu gerçeğin sosyolojik boyutu sanırım daha büyüktür, ama psikoloji hakkında da çok şey söylüyor. Ne yazık ki böyle örnekler ve olası çözümler "Think like a GM" gibi kitaplarda yer almıyor...

Son olarak da Büyük Tal'in hipopotam öyküsünü anımsamanızı rica edeceğim. Neticede, biz rahat olduktan sonra, kendi kendimize mücadele etmeyip, dingin ve sakin bir kafayla tahtaya baktıktan sonra sorun yaşayacağımızı sanmıyorum. Bırakın müzik çalsın Gülümseme Biz de oynamamıza bakalım işte! Gülümseme
Son Güncelleme ( Salı, 22 Nisan 2008 22:03 )  

Dost Siteler


Zor Satranç Soruları

Satranç Sorusu

Flaş Satranç Dersleri

Kolay Satranç Sorusu